Sayfa 1/2 12 SonSon
14 sonuçtan 1 ile 10 arası
  1. #1
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    07.12.2009
    Yer
    Ankara
    Yaş
    60
    Mesajlar
    8
    Teşekkür
    1
    Aldığı Teşekkür
    11

    Standart Eğitim, öğretim ve aile

    EĞİTİM , ÖĞRETİM VE AİLE


    Eğitim öğretim denince velilerin ilk aklına gelen kurum okul ilk hatırlanan kişi de öğretmen olur. Başka bir tabirle; Okul kendini ispatlamışsa, öğretmen kadrosu da iyi ise eğitim öğretim tamam, değilse eğitim-öğretimde o oranda aksamalar olduğu düşünülür. Görülen başarısızlıkların faturası genellikle okul idaresi ve öğretmenlere kesilir. Eğitim-öğretimin çok yönlü uzun bir süreç olduğu düşünülürse, veli ayağının unutulması sorunların teşhis ve çözümünde hatalara neden olacaktır. Bu nedenle, bu yazımda velilerimizin sorunlarına değinmek istiyorum.
    Çocuklarımız geleceğimizdi Onun için onlara gereken önemi vermeli ve bunu onlara hissettirmeliyiz. Böyle söylendiğinde hemen bütün anne babalar bunu zaten yaptıklarını zanneder ve öyle söylerler. Kusursuz insan olmadığı gibi kusursuz anne baba ya da velide bulunmaz. Bütün bunları bir kenara bırakarak veli olarak yapmamız gerekenleri hatırlayıp, yaptıklarımızı çıkardıktan sonra özeleştirimizi yapalım.
    Velilerimizin birçoğu okulların açık olduğu günlerde, yani eğitim öğretim dönemlerinde çocuklarına karşı adeta kaygısızdır. Birçok velinin ağzından duyarız. Okul açılsa da senin elinden kurtulsaydım”diye. Bu velinin en önemli kaygısı okul açılmaya yakın onların kılık kıyafet ve kırtasiye ihtiyacının karşılanmasıdır. Bunlardan bir kısmı büyük kardeşlere dar gelen kıyafetlerden, bir kısmı pazardan, ya da ekonomik gücüne göre belki mağazalardan temin edildikten sonra, kıyafet konusu hallolmuş sayılır. Eh kitaplar da Allah zeval vermesin devlet karşılar. Kaldı öğretmenlerin tespit edecekleri birkaç defter, kalem vs. Onları da aldık mı çocuğun temel ihtiyaçları karşılanmış demektir. Haydı bakalım okula. Bundan sonra bütün sorumluluk öğretmenlerin, okulun, devletin? Öyle ya bizim. Zamanımız da bunlar varmıydı? Bizim okuduğumuz şartlarla mukayese edildiğinde çocuğumun bir eli yağ da, bir eli balda. Babam beni okutmadı bile. Ya da, biz okumak için nerelerden geldik? Ayaklarımızda sağlam lastik ayakkabı bile bulamazdık vs. Böyle düşünülürse iş tamam. Gönlüm rahat vazifem tamam, diye sevinmeyi hak etmişsiniz.


    Şimdi veli olarak kendimize şu soruları soralım. Peşinden de kalbimizden gelen cevapları kendi kendimize değerlendirelim.
    • Çocuğum okula nerelerden ve nasıl gidiyor?
    • Yolda karşılaşacağı tehlikeler varmı?
    • Okula vaktinde gidiyor mu?
    • Derslere düzenli olarak giriyor mu?
    • Çocuğumuza evde çalışma ortamı hazırlaya bildik mi?
    • Oda sayınız yeterli değilse öğrencimizin ders çalışması için izleyeceğiniz, maç, dizi ya da filimden faz geçerek televizyonunuzu kapatabiliyor muzunuz.
    • Çocuğunuzun sizi taklit ettiğini düşünerek; onların yanında davranış ve sözlerinize dikkat ediyor musunuz?
    • Okulda neler yapıyor, derslere katılımı nasıl?
    • Aldığı başarı notlarını biliyor musunuz?
    • Okuldaki arkadaşları kimler? İçinde kötü alışkanlığı olanlar varmı, onların ahlaki, ailevi ve kültürel durumları hakkında yeterli bilgimiz var mı?
    • Öğretmeni kim ya da kimler? Başarılarını artırmak için öğretmenin önerilerini aldınız mı?
    • Çocuğunuz boş zamanlarında nerelere gidiyor, neler yapıyor, biliyor musunuz?
    • Okula aç mı, tok mu gidiyor? Okulda neler yiyip, neler içiyor, kötü alışkanlıkları var mı?
    • Çocuğunuz okuyunca ne olacak, hedefi ne, önüne bir hedef koydunuz mu?
    • Çocuğunuz sorunlarını sizinle paylaşabiliyor mu? Sorunlarını söylediğinde çözüm yolları göstere biliyor muzunuz?
    • Onları eleştirirken insaflı davranıyor musunuz?
    • Bu şartlar çocukluğunuzda sizin önünüze konsaydı, siz nasıl öğrenci olurdunuz?
    Bu soruları kendiniz daha fazlada çoğalta bilirsiniz.
    Yukarıdaki soruları samimi olarak cevaplandırdığınızda, soruların yarısından çoğuna olumlu cevap verebiliyorsanız, görevinizi yapmaya gayret ediyorsunuz demektir. Daha çoğuna olumlu cevabınız var ise ne mutlu size.
    Peşin olarak ben bunların tamamını yaptım, diyorsanız: Daha çok eksiğiniz var demektir. Çünkü çocuğumuzun sorunları sadece bunlar değildir. Çocuklarımız, bizim geleceğimiz, umudumuz olduğuna göre bunlarla yetinmemeli, değişen teknoloji ve şartlara göre kendimizi de çocuğumuzu da en iyi şekilde yetiştirmek, hem anne babalık, hem de, vatandaşlık görevimizdir. Zira o sizin çocuğunuz, geleceğiniz olduğu kadar bu ülkenin bir ferdi ve geleceğidir. Toplum fertlerden meydana geldiğine göre; Onun iyi yetişmesi ülkemize de bir kazançtır.
    Bütün bunları yaparken çok dikkatli olunması gerekir. Çocuklarımız bir kuş gibidir onları hayata hazırlarken, çok sıkarsak kuş misali öldürür, gevşek bırakırsak da uçurur farkında olmadan kontrolümüzden çıkarırız ki, bu çocuğun yetiştirilmesi manasında kaybetmemiz demektir. Bunu göze almamız ise mümkün değildir.
    Eğitiminde evden başladığı unutulmamalıdır. Çocuk ailesinden aldığı görsel ve hayati bilgilerle okul çağına kadar gelir. Bu nedenle iyi bir anne, baba çocuk eğitimi konusunda kendiniyetiştirmekzorundadır. Bir velinin eğitim konusunda her şeyi bilmesi beklenemez. Eğitim konusunu önemsemeyen velinin okul idaresi başta olmak üzere, yardım alacağı birçok kitap, kişi ve kuruluşlar mevcuttur. Okul aile birliği işte bu noktada başlar. Veli ne yapacağını bilmeden, sağa sola çırpınacağına okuldan rehberlik yardımı ve yönlendirme almak suretiyle sorunları çözümünü sağlayabilir.

    Okullarımız eğitim için açılmış kurumlardır. İlköğretim ise çocuğun geleceğinin şekillendiği en önemli kurumlardandır. Okuma, insan, doğa, arkadaşlık sevgisi burada verilir. Çocuk toplu yaşama kurallarını, paylaşmayı bu dönemde ve sistemli olarak öğrenir ve eğitilir.
    Çocuk bir günün yaklaşık olarak dört de birini okulda geri kalan zamanını da evinde ve yaşadığı çevrede geçirir. Çocuğun okulda geçirdiği bu sürenin tatillerde çıkartıldığında daha da az olduğu gerçeği ortaya çıkar. Yani; çocuğun eğitimi için okul döneminin yetmediği bir gerçektir. O zaman iyi biri eğitimi için aile ve çevrenin katkısına ihtiyaç duyulur.
    Bütün bunları veliler için söyle dik, yazdık öğretmenlere bir şey demedik. Çün kü öğretmenlerimizde birer velidir. Öğretmenlerimiz kendi çocuğunun nasıl yetişmesini istiyorsa öğrencilerini de öyle yetiştirmenin gayreti içindedirler.
    Bütün öğretmenlerimiz; ellerindeki hammaddenin, bir kumaş, kereste ya da bir resim kâğıdı olmadığının, kaybedilince yerine yenisinin konulmayacağının, kaybedilen şeyin bir insan, bir fert, özetle; gelecegimiz olacağının bilincindedirler.
    Son olarak diyorum ki;
    Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefine, mutluluğa eriştirecek olan, milletin geleceğini yoğuran temel unsur eğitimdir. Bu unsur kıymetlidir, yücedir, feyizlidir, muhteremdir. Ayrıca neyi niçin ne boyutta bir fedakârlıkla koruyacağımızı belirlediğinden de
    Önemlidir. Milletimizi gerçek kuruluşa ulaştırmak, bizi esaretten kurtaran ve hayata bağlayan bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak, bir an önce, büyük, kusursuz, nurlu bir eğitim kadrosuna sahip olmak zorunluluğunda bulunduğumuzu bilmeliyiz. Bir milletin eğitim seviyesi yükseldikçe kişisel hürriyetin de uygulama sahaları genişler ve çoğalır. Demokrasi uygulama alanı bulur. Eğitimdir ki, bir ulusu ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır, ya da bir ulusu esaret ve sefalete terk eder. 28.01.2010


    D. ALİ YILDIRIM


    ŞB. MÜD


  2. Facebook Adınla Yorum Yap

  3. #2
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    07.12.2009
    Yer
    ankara
    Mesajlar
    442
    Teşekkür
    931
    Aldığı Teşekkür
    463

    Standart

    muhteşem bilgileriniz için teşekür ederim hocam. Kesinlikle kulak arkası edilmemesi gereken bir konu. İnsanlar sırtını cehalete değil ilime dayamalı. Eğitim ve öğretimi sadece öğretmenlerimize bırakmak aksaklıklara neden olacaktır. Bir ailenin ve ülkenin yarınları olan çocuklarımızı en az öğretmenlerimiz kadar emek harcayarak yetiştirmeliyiz. birey olarak bizlere düşen görev sadece aile içindeki çocuklarımızı yetiştirmek değil, aynı zamanda etrafımızda sürekli gördüğümüz çocuklarımızıda yetiştirmemiz gerekir. özellikle işveren konumunda olan kişiler mesleki hayata insanları hayata hazırlerken de eğitmelidir. bu çocuklar bu vatan bizim diyorsak ve bu vatanı seviyorsak sevgi ile bu işi üstlenmemiz severek yapmamız lazım diyorum. son olarak hocam iyi bir öğretmen olmak için, ilk önce iyi bir öğrenci olmak lazım. inşallah iyi bir nesili hep birlikte yetiştiririz. emeğinize elinize kolunuza yüreğinize sağlık

  4. #3
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    29.12.2009
    Yer
    Ankara
    Yaş
    36
    Mesajlar
    13
    Teşekkür
    12
    Aldığı Teşekkür
    8

    Standart

    her zaman ve her yaşta eğitim şart.
    düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için ayrıca teşekür ederim hocam.
    Namımızın Büyüklüğü Dostlarımızın Büyüklüğündendir...

  5. #4
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    21.01.2010
    Yaş
    53
    Mesajlar
    10
    Teşekkür
    2
    Aldığı Teşekkür
    10

    Standart

    ağbi harıka yazmışın devamı gelsin çok güzel olmuş yazı zevkle okuduk çok şey öğrendik engin bilgilerinden bizde faydalanalım sizin gibi üstatların nesli tükeniyor biliyormusun,,,,,,,, kucak dolusu selamlar ellerinzden öperim amca oğlu salih yıldırım

  6. #5
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    29.11.2009
    Yer
    ANKARA/SİNCAN
    Mesajlar
    16
    Teşekkür
    21
    Aldığı Teşekkür
    42

    Standart

    Çocuklarımız bir kuş gibidir onları hayata hazırlarken, çok sıkarsak kuş misali öldürür, gevşek bırakırsak da uçurur farkında olmadan kontrolümüzden çıkarırız.

    Hocam elinize yüreğinize sağlık sizlerden daha bizimde öğreneceğimiz çok şey var Allaha
    emanet olunuz...

  7. #6
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    22.11.2009
    Yaş
    44
    Mesajlar
    184
    Teşekkür
    182
    Aldığı Teşekkür
    226

    Standart

    sayın hocam eğitime ve öğretime verdiğiniz önemi ve katkılarınızı çok iyi biliyoruz ..

    engin bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için teşekür ederim..

  8. #7
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    07.12.2009
    Mesajlar
    26
    Teşekkür
    15
    Aldığı Teşekkür
    34

    Standart

    Cok haklisiniz hocam! 'Bir cocuk, bugunun yarini, yarinin umududur.'
    Bilgilerinizi paylastiginiz icin tesekur ederim ve devamini mutlaka bekliyorum.

  9. #8
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    05.12.2009
    Yer
    Çerkezköy
    Yaş
    37
    Mesajlar
    241
    Teşekkür
    306
    Aldığı Teşekkür
    244

    Standart

    Bu güzel yazının için tşkler bizler yeni baba ve anne olanlar için bu yazılar bir önder yerinde kullanıldıgında bir hazine olacaktır tekradan tşklerimi sunar sabırsızlıkla yazılarınız beklemeketeyim..
    Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim, Olur ya... Kalp durur... Akıl unutur... Ben dostlarımı ruhumla severim, O ne durur, ne de unutur... " MEVLANA

  10. #9
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    22.11.2009
    Yer
    Hollanda
    Yaş
    45
    Mesajlar
    158
    Teşekkür
    34
    Aldığı Teşekkür
    257

    Standart

    Tesekür ederim hocam cok onemli bir konu da bizlere bilgi verdiginiz icin.her sey zamaninda ogretilmeli ki faydasini gorelim faydasi olsun cok tskler yazini icin .
    İnanmayan bir gönül, içinde kuş bulunmayan bir kafese benzer. ABDÜLKADİR GEYLANİ

  11. #10
    Üye
    Üyelik tarihi
    05.12.2009
    Yaş
    45
    Mesajlar
    36
    Teşekkür
    37
    Aldığı Teşekkür
    55

    Standart

    “Siz bana verdiğiniz notu değiştirmeyin, ben de hayallerimi!”

    Bir at terbiyecisinin 7. sınıfa giden çocuğuna öğretmen, “gelecekte ne olmak istedikleri veya ne yapmak istedikleri” hakkında kompozisyon yazmalarını söyler.

    Çocuk; ileride iki yüz dönümlük çiftliğinde sekiz yüz metrekarelik bir evinin, atların yetiştirileceği bir ahırın, atların koşacağı bir koşu alanının olacağı bir çiftliğe sahip olmak istediğini belirten 6 sayfalık bir kompozisyon yazarak öğretmenine teslim eder.

    İki gün sonra ödevini teslim aldığında kâğıdın ortasında kocaman bir sıfır ile ""beni gör"" notu vardır. Neden sıfır aldığını bunu hak etmediğini öğretmenine sorduğunda, öğretmen; ""Senin hayal ettiğin bu çiftliği kurabilmen için çok paraya ihtiyacın var. Oysaki sen fakir bir ailenin çocuğusun. Bunu gerçekleştirmen imkânsızdır. Eğer tekrar daha gerçekçi bir kompozisyon yazarsan sana not verebilirim"" der.

    Eve gittikten sonra babasına danışır. Ondan yardım ister. Babası ise, oğlunun vereceği karar gelecek hayatını etkileyeceğinden bu kararı kendisinin vermesini ister. Çocuk da, ertesi gün yazdığı kompozisyonun altına; ""Siz bana verdiğiniz notu değiştirmeyin, ben de hayallerimi!"" yazarak geri verir.

    O yedinci sınıfa giden öğrenci bugün iki yüz dönümlük arazi üzerine kurulmuş, sekiz yüz metrekarelik evinde oturuyor. Yazdığı kompozisyon ise şöminenin üzerinde çerçevelenmiş asılı duruyor.

    12 yaşında aldığı kararı, hiçbir zaman değiştirmeyen ve “düşüncesini” gerçekleştirmek uğruna “haksızlıklara” dahi tahammul eden ve hayatını kısaca yukarıda okuduğumuz çocuğun bize verdiği ders ise şuydu: Düşünceniz değişirse hayatınız değişir!

    Düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız teşekür ederim hocam.

    Hazim Bekleviç
    Ankara Ağaçören Derneği
    Yönetim Kurulu Başkanı


 

 
Sayfa 1/2 12 SonSon
  • Bu konuyu beğendiniz mi?

    Eğitim, öğretim ve aile

    Güncel Beğeni


    Değerlendirme: Toplam 2 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi 5,00 puandır.

Benzer Konular

  1. Bogazköylü aile trafik canavari yakaladi
    By Salih Erbasi in forum İlçemizden Haberler
    Yorum: 8
    Son Mesaj: 08.12.2010, 19:17
  2. Yorum: 3
    Son Mesaj: 31.03.2010, 17:35
  3. Yurtdışı eğitim imkanları
    By elif cetin in forum Yurtdışında Yaşam ve Eğitim
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 05.03.2010, 14:04
  4. İyi Bir Aile Nasıl Olur?
    By Leyla Beklevic in forum Kadın ve Aile
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 23.11.2009, 22:34

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •